14 Kasım 2013 Perşembe

Düşünmek başlı başına yorucu bir eylem. Bir düşünce insanı şekilden şekle sokabilir. Ben buna inanıyorum.

İnanç da bir o kadar tuhaf. İnanmak kadar şeffaf bir şey daha olduğunu sanmıyorum. İnsan bir gülüşe bile inanabilir.                                                                                                                                                  

Bazen bir mum ışığına bakıp dua edersin. Kelimeler olmadan, sadece gözlerini kapatıp hayal ederek. Göz kapaklarının içinde mum ışığı dans eder. Pencereden esen rüzgar saçlarını uçuşturur. Gözlerini açtığında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına dair bir inanç taşırsın. Rüzgar onu binlerce saç telinin arasına saklamış gibidir. Sonrasında gerçekten hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bilirsin.


Sokağa çıkıp yürüdüğünde adımlarının gücünü hissedersin. Kimse senin gibi yürümüyordur. Kimse senin gibi nefes almıyordur. Kimsenin burnu seninki gibi kızarmıyordur. Bazen her bir hücreni ayrı ayrı hissetme şansına erişirsin. Öyle anlar aşık olunası anlardır.

Gün batarken gökyüzü ve deniz birbirleriyle bütün olurlar. Kuşlar yükselebildikleri kadar yükselirler ve o an içtiğin sigara tatlı gelir. Bitmez. Burnuna çiçek kokuları gelir kışın ortasında. Bazen kış ortasında hayalet çiçekler açar.

İçinde yeniden bir şeylerin uyandığını fark edersin. Eski günleri sonunda gömmeye karar vermişsindir. Bitmiş anları olmayan dünlerde bırakırsın. Eskimiş anıların ucuna renkli kurdeleler bağlayıp gökyüzüne bırakırsın. Anılar hafiftir, uçabilirler. Sonra oturup rengarenk bir dans izlersin. İstersen biraz da gözyaşı dökersin. Sonra her şey normale döner.

Sonsuza dek mutlu yaşanır mı bilmem ama sonsuza dek inanılabilir. Sonsuza dek umut edilebilir. Sonsuza dek yeni kurdeleler alınabilir. Tekrar başlamak için herhangi bir zaman sınırlaması yoktur. İstenilen an genellikle en uygun andır.

https://www.youtube.com/watch?v=cnEUxJyepBY  dinlersiniz belki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder